SAİT ÇAVGUN – MUCİZEYİ BEKLERKEN

Mucizeyi Beklerken; 70’li yıllarda Hilvan’da başlayıp İzmir İnciraltı’na, oradan Diyarbakır 5 Nolu cezaevine uzanan hayatların ve biri Kürt diğeri Çerkes iki gencin aşkı etrafında şekillenen olaylar örgüsünün dönemsel-belgesel romanıdır.

GREVDEKİ ÇİN – İŞÇİLER ANLATIYOR

“Çin’in küresel bir ekonomik güç olarak yükselişi kendi işçi sınıfı içinde artan bir mücadeleciliğe paralel olarak gerçekleşti. Ortaya çıkan bu süreçte, işçiler grev yapmak ve kazanmak için gerekli güven, deneyim ve kararlılığı edindiler. Ülkeyi yöneten Çin Komünist Partisi’nin uyguladığı sansür ve siyasi baskı bu mücadelelerin -özellikle İngilizce olarak- ilk ağızdan anlatımlara ulaşılmasını çok zorlaştırmaktadır. Grevdeki

Devamı…

SADRİ ERTEM – ÇIKRIKLAR DURUNCA

Edebiyatımızın gerçekçilik öncülerinden Sadri Ertem’in bu romanı, üzerinden geçen bir asra yakın zamana karşı hâlâ dimdik ayakta. Gelişen endüstriyel kapitalizmin fabrikasyon mamulleri bütün dünyanın olduğu gibi Anadolu’nun da en ücra şehirlerine, kasabalarına ve köylerine ulaşmaya başlamıştır fakat geleneksel yerli zanaatkârların zararına işleyecek şekilde. Fabrikalarda üretilmiş daha ucuz mallar, Osmanlı’nın yerli eşraf ve tüccarlarının dahil olduğu

Devamı…

AHMET GÜVEN – NAR TANELERİ

“Ahmet Güven “Kasabanın Sırrı”nı duyanlardan sadece bir tanesi. Biliyorum, bu sır duyulduğunda iyi gelmez insana. Çürütür, yorar, kanser eder. Sonrasında bünye kendini korur; inkâr eder gerçeği. Sırrın kendisine düşman olur. Çok azımız hikâyedeki katile kızınca iyileşebileceğimizi biliyoruz. Ölülere küfretmenin elimizden aldığı insanlığımızı katillere kızmaktan, bir daha olmasın demekten, adalet istemekten başka bir yöntemle geri alamayacağımızı

Devamı…

AYHAN BİLGEN – GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ (Açık Mektup)

İçeri ne demek? Neresi içeri, neresi dışarı? Kim içerde, kim dışarda? Artık her şey birbirine karışmış durumda. Tam da, “Valla sen neden oradasın?” diye sorulduğu gibi bir olağanlaşmış olağanüstü hali yaşıyoruz. Bu nedenle bulunduğum mekânı değil, düşünce itibarıyla durduğum yeri tarif etmeye çalışacağım. Mevlana’nın en sevdiğim sözlerinden biri; “bir ayağınız pergel gibi sabitken, diğer ayağınızla

Devamı…

GAVIN FRIDELL – KAHVE

“Kahvenin dünyası değişiyor. On sekizinci yüzyılın sonundan beri küresel kahve ticaretindeki baskın temayül çekirdeklerin Güneyden Kuzeye hareketi olmuştu. Çekirdekler kölelik ve sömürgeciliğin uzun, şiddet dolu tarihinin derinliklerinden çıkarak daha yoksul Güneyli ülkelerde (çoğunlukla da eski sömürgelerde) yetiştirilmekte, oradan nakledilmekte ve zengin Kuzeyli ülkelerde (çoğunlukla o günkü ve eski emperyalist güçler) tüketilmekteydi. Kahve çekirdeği üretimi, tropik

Devamı…

MUSTAFA SANCAR – KAYGI (Roman)

“Irmak boyları safi kuş, toplanmış dizilmişler sazlıklara, yas içindeler… Serçeler, bülbüller, kumrular; mavi göğüslü al başlısı, sarısı, ak kanatlısı, tüm kuşlar gönülden yaralı, ağız ağıza vermişler, dilleri figan içinde… Ağıtları sıcak göğü kaplamış, kavuran yeller kırmızı esiyor portakal çiçeğine, yağmur bulutları kırmızı dolanıyor dağlara, kozasında ak pamuk kan içinde… Nakışlı kelebekler de artık seğirtmiyor, ne

Devamı…