KÜRT ALEVİLER/KURMANCLAR – AHMET GÜVEN

Araştırmaya dayalı bu sosyolojik çalışmanın konusu Kurmancların(Kürt Alevilerin) dili ve kültürüdür. Son yıllarda toplum temsilcileri ve akademisyenler, Kurmancların anadillerini yavaş yavaş kaybettiklerini kabul etmektedirler. Bunun nedeni, tarihin belli bir döneminden günümüze kadar kesintisiz Kurmancların yaşadıklarıyla ilgilidir. Kitapta bunun nedenleri ve çözüm yolları üzerinde durulmuştur.

OZAN BULAN – TANI BENİ

“Anna adı konulmamış bir dehşete kapıldı. Kemal Bey’in anlattıklarına inanmak istemiyordu. Kemal Bey anlatırken o yaşananları bir film sahnesi gibi aklında canlandırmıştı. Siyah yüzlü, korkunç gülüşlü şeytanlar, kafalarının iki yanında uzanan boynuzları ve arkalarından sarkan kuyruklarıyla ellerindeki kürekleri yukarıya kaldırmış bağırıyorlardı. Bedrettin’in mezarına küreklerini savurmak için gerideki şeytanlar öndeki şeytanlarla kavga ediyorlardı. Birden onları insan

Devamı…

YILDIRIM DOĞAN – VE ŞALTERE UZANDI NASIRLI EL

Bu kitap 2015 yılında Bursa’da patlak veren metal işçilerinin büyük isyanını konu alıyor. Onun canlı ve anlaşılır bir tablosunu sunmayı, işçi sınıfının tarihsel belleğine aktarmayı hedefliyor. Bu isyanın “Metal Fırtına” olarak adlandırılması boşuna değil. Çünkü tanık olduğumuz hareket Türkiye işçi sınıfı tarihinde eşi az bulunur çapta bir olaydı. Bursa’da Renault fabrikasında 14 Nisan günü tabak

Devamı…

RASİM ÖZTAŞ – ELDE KALANLAR

“Yazacağım anıların bu konuda yaşanan eksikliği gideremeyeceğini biliyorum. Yine de bir katkı, tarihin üzerine düşen küçük bir not olur düşüncesiyle böyle bir çalışmanın içine girdim. Bakalım sözcükler bizi nereye götürecek, yaşadığımız hikâyelerin içinde nasıl bir gezintiye çıkartacak.” Rasim Öztaş *** “Bazen biri… Kim diyordu hatırlamaya çalışıyorum. Ha, Zeynel Metin ‘Hüseyin İnan geldi’ diyordu, hemen herkes

Devamı…

ÖZGÜR CAN ÖZAK – RİTA

“Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu hikâyenin asıl kahramanı ben değilim. Hatta bırakın bu hikâyeyi, sıkıcı hayatım, sıradan düşüncelerim, çevremde olan olaylara verdiğim öğretilmiş tepkilerim ve kontrol altına alınmış duygularımla kendi hikâyemin kahramanı bile değilim. Yani değilmişim. Bunu onunla tanıştıktan sonra anladım. Kimden mi bahsediyorum? Bana muhteşem hikâyesini anlatırken beni yavaş yavaş geliştiren, dönüştüren ve en

Devamı…

SAİT ÇAVGUN – MUCİZEYİ BEKLERKEN

Mucizeyi Beklerken; 70’li yıllarda Hilvan’da başlayıp İzmir İnciraltı’na, oradan Diyarbakır 5 Nolu cezaevine uzanan hayatların ve biri Kürt diğeri Çerkes iki gencin aşkı etrafında şekillenen olaylar örgüsünün dönemsel-belgesel romanıdır.

GREVDEKİ ÇİN – İŞÇİLER ANLATIYOR

“Çin’in küresel bir ekonomik güç olarak yükselişi kendi işçi sınıfı içinde artan bir mücadeleciliğe paralel olarak gerçekleşti. Ortaya çıkan bu süreçte, işçiler grev yapmak ve kazanmak için gerekli güven, deneyim ve kararlılığı edindiler. Ülkeyi yöneten Çin Komünist Partisi’nin uyguladığı sansür ve siyasi baskı bu mücadelelerin -özellikle İngilizce olarak- ilk ağızdan anlatımlara ulaşılmasını çok zorlaştırmaktadır. Grevdeki

Devamı…

SADRİ ERTEM – ÇIKRIKLAR DURUNCA

Edebiyatımızın gerçekçilik öncülerinden Sadri Ertem’in bu romanı, üzerinden geçen bir asra yakın zamana karşı hâlâ dimdik ayakta. Gelişen endüstriyel kapitalizmin fabrikasyon mamulleri bütün dünyanın olduğu gibi Anadolu’nun da en ücra şehirlerine, kasabalarına ve köylerine ulaşmaya başlamıştır fakat geleneksel yerli zanaatkârların zararına işleyecek şekilde. Fabrikalarda üretilmiş daha ucuz mallar, Osmanlı’nın yerli eşraf ve tüccarlarının dahil olduğu

Devamı…

AHMET GÜVEN – NAR TANELERİ

“Ahmet Güven “Kasabanın Sırrı”nı duyanlardan sadece bir tanesi. Biliyorum, bu sır duyulduğunda iyi gelmez insana. Çürütür, yorar, kanser eder. Sonrasında bünye kendini korur; inkâr eder gerçeği. Sırrın kendisine düşman olur. Çok azımız hikâyedeki katile kızınca iyileşebileceğimizi biliyoruz. Ölülere küfretmenin elimizden aldığı insanlığımızı katillere kızmaktan, bir daha olmasın demekten, adalet istemekten başka bir yöntemle geri alamayacağımızı

Devamı…

AYHAN BİLGEN – GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ (Açık Mektup)

İçeri ne demek? Neresi içeri, neresi dışarı? Kim içerde, kim dışarda? Artık her şey birbirine karışmış durumda. Tam da, “Valla sen neden oradasın?” diye sorulduğu gibi bir olağanlaşmış olağanüstü hali yaşıyoruz. Bu nedenle bulunduğum mekânı değil, düşünce itibarıyla durduğum yeri tarif etmeye çalışacağım. Mevlana’nın en sevdiğim sözlerinden biri; “bir ayağınız pergel gibi sabitken, diğer ayağınızla

Devamı…